Dilimize Yabancılaşıyoruz muyuz?

Rahmetli Atilla İlhan vaktiyle beni Türk dili yani Türkçe ile ilgili bir konferansa götürmüş ancak konferansı verenin kim olduğunu söylememişti. Yaşlıca ancak dinç görünümlü konuşmacı İstanbul aksanında ve hiç Osmanlıca ve yabancı kelime kullanmadan yaklaşık bir saat konuşmuş ve dikkatimiz bir an için eksilmeden zevkle ve merakla dinlemiştik.

Konferansı veren konuşmacının üzerinde durduğu iki önemli husus vardı.

Birincisi Türkçe’nin ilim dili olduğu .

İkincisi ise dünyada Filoloji kurallarını değiştiren tek insanın Atatürk olduğu idi.

Birinci iddiasına bir çok örnek göstermiş ancak bir tanesi bana çok çarpıcı gelmiş idi. Konuşmacının iddiasına göre dünyada halen kullanılan diller içinde “bilgisayar” sözcüğü kadar ifade kabiliyeti tam olan başka bir dil yoktur demişti.

İkinci iddiası ise filoloji ilminin genel kuralı olan bir dildeki değişim için en kısa zaman diliminin bir asır olmasına karşın Atatürk bunu 15 yıla sığdırmış ve bu sürede Türkçede öze dönüş, ayıklanış biçiminde tam bir evrim olmuştur demişti.

Konferansın bitiminde konuşmacının Saint Petersburg üniversitesindeki filolojide Türkçe Enstitüsü Profesörü olduğunu öğrenmek daha da çarpıcı olmuş idi. Günümüze gelindiğinde Türkçe’nin geldiği noktayı vurgulamak için aşağıdaki kısa bir kronolojiyi izlemek yeterli olacak sanırım.

Yıl: 1967 “Karşıma aniden çıkınca ziyadesiyle şaşakaldım ve çok mütehassis oldum… Nasil bir edâ takınacağıma hükûm veremedim, âdetâ vecde geldim. Buna mukâbil az bir müddet sonra kendimi toparlar gibi oldum. Cemalinde beni fevkalâde rahatlatan bir tebessüm vardı… Üstümü başımı toparladım, kendimden emin bir sesle ‘Akşam-i şerifleriniz hayrolsun’ dedim..”

Yıl: 1977 “Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım ve hislendim.. Ne yapacağıma karar veremedim. heyecandan ayaklarım titredi. Ama çok geçmeden kendime gelir gibi oldum, yüzünde beni rahatlatan bir gülümseme vardı.. Üstüme çeki düzen verdim. kendimden emin bir sesle ‘iyi akşamlar’ dedim..”

Yıl: 1987 “Karşıma aniden çıkınca fevkalâde şaşırdım ve duygulandım.. . Nitekim ne yapacağıma hüküm veremedim, heyecandan ayaklarım titredi. Amma ve lâkin kısa bir süre sonra kendime gelir gibi oldum. Nitekim yüzünde beni ferahlatan bir tebessüm vardı.. Üstüme çeki düzen verdim, kendimden emin bir sesle ‘Hayırlı akşamlar’ dedim..”

Yıl: 1997 “Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım ve duygulandım.. . Fena halde kal geldi yani.. Ama bu iş bizi bozar dedim. Baktım o da bana bakıyor, bu iş tamamdır dedim… Manitayı tavlamak için doğruldum, artistik bir sesle ‘selam’ dedim..”

Yıl: 2007 “Abi onu karşımda öyle görünce çüş falan oldum yani ve duygu durumum kabardı… Oğlum bu is bizi kasar dedim, fena göçeriz dedim, enjoy durumları yani… Ama concon muyum ki ben, baktım ki o da bana kesik.. Sarıl oğlum dedim, bu manita senin… ‘Hav ar yu yavrum?’

Sevgi ve selamlarımla.

Yılmaz Karadeniz

About mehmetarikan70

İyi bir baba, aile reisi, ekonomist, yazılımcı olmaya çalışan, ideal dünyanın ideal insanda olacağına inanan...
Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı ve , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s