Yeni kanser davetiyesi antibakteriyel gümüş iyonu yalanı

Hijyene olan hassasiyetin ticari anlamda suistimalinde şimdilerde moda  bir tabir var ; “Gümüş iyonları ile dezenfeksiyon” bunun cilası da “Nano teknoloji”. Pazarlama, “bu içerikli ürünümüzü kullanırsanız hastalık size uğramaz” algısı üzerine kurulu. Gümüş iyonuyla ameliyathanelerden teninize kadar her yüzeyi bakteri, virüs, küf, mantardan dezenfekte ederiz diyorlar.

Oysa ki gümüş iyonu içeren ürünler küf, mantar ve mayalar üzerinde kesinlikle etkisizdir. Kimi ürün titanyum dioksit içerikli kimi peroksit. Her iki madde de kanserojen ve yasaklı. Bazı firmalar ise nano teknoloji yalanıyla basit bir elektrolizle üretildiği ders kitaplarımızda bile yüz yıldır okutulan colloidal gümüşü kullanarak ayrı bir aldatmaca içerisindeler. Canlılarda ağır metal birikimi ve kansere neden olan colloidal gümüş, çağın dezenfektanı gibi pazarlanmakta.

Not: Resimde görülen kişi Rosemary Jacobs’dur ve collidal gümüş zehirlenmesi maduru olarak tıp literatürüne geçmiştir.

Kaynak : www.webanstrich.de/rosemary/argyriaphotos.html

About mehmetarikan70

İyi bir baba, aile reisi, ekonomist, yazılımcı olmaya çalışan, ideal dünyanın ideal insanda olacağına inanan...
Bu yazı Nano Dezenfektan içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Yeni kanser davetiyesi antibakteriyel gümüş iyonu yalanı için 40 cevap

  1. ayşe öznur dedi ki:

    vay salak kafam bide nano yıkama topları düşünmüştüm. peki bu ürünler sağlık bakanlığından onaylı olarak nasıl piyasaya sürülür. Devletimizin önemli bir bakanlığı bu vebalin altına nasıl girer anlamıyorum. Allah sonumuzu hayır etsin. geri kalan sadece dua etmek rabbim bizi korusun.

    • federico dedi ki:

      1998 den beri colloidal silver i yapip insanlari ucretsiz hastaliklarina care olarak verdim, bir tek tesekkur aldim, kendim ve ailem 12 yildir kendi problemlerimizde kullaniyoruz Kral Husseyin Hastanesi Urdun deki akciger kanserinden olmek uzere olan hastayi halen yasatmaktayim. istanbul universitesi ve diger arastirma uzman hekimler tebrik ettiler. Colloidal silveri nasil yaptiginiz onemlidir. bundan sonrada litresine 400tl isteyecegim cunki cahilce kullanan bir kac kisi yuzunden 3000 yillik tababet Boku cikmadi. Yukaridakiler ilac sektoru cambazlari tarafindan organize edilmis vasvatalardir.
      oku ogren yapmayi ogren test et kendi vucudunda sonra soylersin fikrini. Acibadem hastanesinde saglam hasta girdi adamdan 60.000tl masraf ettirip olusunu teslim ettiler 1 ay sonra, kemoterapi ve diger bullshit medication…. so go to educate yourself firsty of all saygilar Federico
      Nasadaki doktorlarla ve Albert |Einstein NY hospital dan Dr Beck protocolunu al oku ogren cahil kalma MEHMET Arikan gibi

  2. cengiz dedi ki:

    SADECE BİR ÖRNEKLEMİ BU KANIYA VARDINIZ BAYIM ? eger öyle ise komik olur …Araşttırıp inceledin mi ?

  3. Kemal dedi ki:

    Bu yazdıklarınızı neye göre ve hangi verilere dayanarak yazıyorsunuz ? Kanserojen dediğiniz Titanyumdioksit daha düne kadar Diş macunundan, Beyaz leblebiye kadar her türlü üründe kullanılıyordu. Gümüş hakkında yazdıklarınız ise çok tartışılacak cinsten.

  4. federico dedi ki:

    Mehmet arikan belli ki ilac sektorunun adami beni arasin bakim

  5. Hikmet Türen dedi ki:

    Kolloidal gümüş suyu saf gümüş ve saf sudan, doğru yöntemlerle elektrolize edilerek yapılır. Ancak argriya hastalığı gümüş tuzları, çeşitli kimyasallar, ya da gümüşün ve/veya suyun saf olmaması nedeniyle diğer metallerin birleşmesi ile meydana gelir. FDA raporlarında da bu durum aynen belirtilir. Saf kolloidal gümüşün ve saf suyun kullanıldığı gümüş suları oldukça faydalıdır. Bakteri havuzlarında yapılan deneylerde, 5, 15, 25, 40 ppm’lik gümüş sularının bakterileri öldürdüğü gözlemlenmiş, rapor altına alınmıştır. Bu konuda yeterli kaynak ve literatür mevcuttur. Saygılar.

  6. http://www.powersilver.net
    Bu konuda geniş bilgi bulabilirsiniz. ayrıca resimde görülen kişi piyasada 100$ gibi komik fiyatlara satılan sahte gümüş jeneratörlerinden kullanmıştır. bu tür jeneratörlerim ppm garantisi yoktur. yani kişi 500-600 hatta 1000 ppm gümüş bile almış olabilir. bununla beraber, Kolloidal gümüş yapımında elektroliz yöntemi sonrası partikülleri nano boyuta düşüren bir filitreleme sistemi vardır. bu şeneratörlerde bu filitre söz konusu olmadığı için kişi 2nm den çok daha yüksek oranlarda Gümüş partiküllerine maruz kalır. Metebolizma bu kadar büyük partikülleri vücuddan atamadığı için toksit maddeyi deride biriktirir. buda kişilerde tedavisi olmayan mavi insan (argyria) denen hastalığa neden olmaktadır.
    Bizim ürünlerimiz 0,18nm boyutundadır. standart üretimimiz 5 ila 20 ppm arasındadır. daha ciddi hastalıklarda doktor raporuna göre ve kişiye özel ppm lerde üretim yapmaktayız.
    Gerçek Kolloidal Gümüş’ün hiçbir yan etkisi yoktur. 1940 lara kadar dünyada güvenle kullanılmıştır.
    halen daha satışını gerçekleştirmekteyiz ve kullanıpta memnun olmayan hiçbir kişiyle karşılaşmadık.
    Ayrıntılı bilgi için http://www.powersilver.net adresine girebilir veya bize 0541 313 25 67 nolu telefondan ulaşabilirsiniz.
    Saygılarımla
    Kürşat BİNİCİ

    • Olcay Özcan dedi ki:

      KÜRŞAT BEY VE HİKMET BEY SONSUZ TEŞEKKÜRLER….Serebral palsili 2,5 yaşında yavrumuz var ve sürekli bağdemcik iltihabı yaşıyor ve doktorlar sürekli antibiyotik veriyor….. Hiç şüphem yok ki yakın zamanda da ameliyat diyecekler…Siz yan etkisi yok diyorsunuz uygulamaya geçeceğim teşekkürler…..
      .

  7. okay dedi ki:

    mavi hastalık gümüş çözeltisini hazırlarken elektrolizi artırmak için suya katılan diğer maddeler yüzünden oluşur suya tuz ve diğer eklemeler gümüşü bileşik yaptırarak almaya neden olur ki mavi adam ve mavi kadın sendromu bu nedenle olmuş diye biliyorum.

    20 yıldır nezle bile olmayan insanları duyunca biraz merak araştırmaya itiyor ne kullanın derim nede kullanmayın ama dizanteri kolera gibi hastalıkların son evresinden dönen insanlar ilgi çekici

    • Kürşat Binici dedi ki:

      kolloidal gümüş hazırlama aşamasında saf suya hiçbir şey katılmaz. sadece 99.99 saflıktaki gümüş ve suyu. bu suya katılacak olan herhangi birşey gümüş iyınlarının büyümesine neden olur ki buda son derece sakıncalı bir durumdur.

  8. kutsal devrim seçinti dedi ki:

    Gümüş ve titanyum dioksit üzerine makaleler yazmış, dahası tez hazırlamış bir doktorum. Titanyum dioksit, halen pek çok ilacın boyar maddesi olarak kullanılıyor. Sarı ya da beyaz renkli bir tablet alın, ne ilacı olduğu önemli değil, prospektüsünü okuyun, yardımcı madde olarak ya da boyar madde olarak titanyum dioksit’î bulacaksınız. Bulamazsanız başka bir ilacın prospektüsünü okuyun, mutlaka 5 ilaçtan birinde bulacağınızı biliyorum. Bu benim mesleğim.
    Gümüşe ve Rosemary isimli kadına gelince, Argyria denelen bu durum gerçektir ancak literatürde 10 tane bulamazsınız. Kolloidal gümüş ise 60-70 yıldır kullanılıyor. Diyelim ki sözyleminiz doğru, 60 yıldan fazla zamandır kullanılan ve sadece literatüre geçmiş, 10-15 yan etki vakası olan bu ürün (üstelik de hiç biri ölümcül olmamıştır) sizce mide kanaması yapan bir aspirinden ne kadar tehlikelidir. Onu da mı yasaklamalıyız? Rosemary, faydalı bir şeyi aşırı kullandığınızda başınıza gelebilecekleri gösteren bir örnektir. Tuzu da fazla kullanırsanız hipertansyona bağlı beyin kanamasından ölürsünüz. Hadi, tuzu da yerden yere vurun bakalım. Kolloidal ürünler nano ürünlerden farklıdır. Kolloidal gümüş jeneratörleri ile elde ettiğiniz gümüşün parçacık boyutunu belirleyemezsiniz ama nano gümüşte ortalama 4 nano metrelik partiküller elde edersiniz. Ronald J Gibbs’in bu konuda ayzdığı son makalede (Silver colloids, do they work? ) 50 nano metre ve üzeri parçacık boyutunun antibakteriyel anlamda çalışmadığını belirtmektedir. Nano ile kolloidal birbirinden farklı kavramlardır. Lütfen daha derin araştırın, ya da sizin araştırmalarınız yanında benim bilgilerim yüzeyel kalıyorsa beni bilgilendirin.

    • sevda dedi ki:

      Dr. bey verdiğiniz makaleye baktım ama ingilizcem yetersiz geldiği için pek birşey anlayamadım. Verdiğiniz bilgilerden kolloidal gümüşü savunduğunuzu anlıyorum. Birçok insan bunu evde kendi elde ediyor. Yaptığı işlem nekadar doğru, kaç ppm olmalı, ne kadar dozda almalı gibi konularda herkes internetten duyduğuna göre hareket ediyor. İnternetteki bilgilerin ne kadar güvenilir olduğunu kimse bilmiyor. Bu Argyria hastalığı da gerçekten insanı çok tedirgin ediyor. Ben de 25 voltluk adaptörle saf gümüş çubuk ve distile su kullanarak elde etmeyi denedim. İşlem sırasında çubuklardan biri üzerinde siyah renkte saçaklar oluştu. (Bunlar zararlımı diye sorabileceğim kimse yok) ppm/ini ölçtüm 15 ppm çıktı. (makalede 3 ila 10 ppm güvenli gibi anladım. Üzerine distile su ilavesi ile 10 ppm’e düşer mi teknik olarak bilmiyorum) Argyriadan korktuğum için kullanıp kullanmamada tereddüt ediyorum. Ama kendi yaptıkları ürünü kullanan birsürü insan var. Siz bu alanda araştırma yapmış bir uzman olarak bu konuda bizleri aydınlatırsanız birçok insanın zarar görmesine engel olmuş olursunuz. Türkiyede hazır satılan ürünlere de güvenemiyoruz; çünkü bu konuda denetim yok. İnsanlar artık doğal ve yanetkisiz tedaviler istiyorlar. Ama yağmurdan kaçarken doluya tutulmak da mümkün. Bizlere yardımcı olursanız çok seviniriz. Şimdiden teşekkürler.

      • kutsal devrim seçinti dedi ki:

        Sevda hanım size uzun bir cevap yazdım ama tekrar döndüğümde cevabımı göremedim. Kisaca söyleyeyim 1.su ekleyerek ppm değeri düşürülebilir. 2. Pozitif kutuptaki elektrotta bu saçaklanmalar olabilir. Saf su kullanmadığınızı gösterir. Sudaki negatif iyonlar pozitif yüklü elektrota yapışır ve bu sonucu doğurur. Zararlı değildir. Bu konu çok geniş. Şimdilik bu kadarını anlatmış olayım. 3. 25 volt çok yüksek. Süreyi ayarlayamazsanız suyu elektrolize zorlar kimyasını bozarsınız. Ben ev üretimlerimde 1.5 -3.0 voltu geçmiyorum. Ama burada anahtar parametre volt yani gerilim değil, amper yani akım miktarıdır. Bir dijital multimetre alın ve geçen akımı kontrol edin. 10-15 mikroamperi geçirmeyin. Süreyi ise 3-4 saat kadar tutun. Bu söylediklerim 1 litre saf su için geçerlidir. Lütfen daha sonraki sorularınızı devrimsecinti@yahoo.com adresine e mail olarak sorun. Buraya fazla girmiyorum çünkü. Saygılarımla.

      • Kürşat Binici dedi ki:

        gümüş iyonları, bakteri ve virüsleri yok eder. yani tabiri caiz ise iyi hırsız kötü hırsız yoktur. hırsız hırsızdır. antibiyotik mantığı ile bakıldığında bakteri ve virüslerde aynı şekilde iyi kötü ayırmazlar.

        Gümüş iyonlarının avantajları
        1- gümüş iyonları ilaçlara göre çok daha hızlıdır.
        2- bakteri yada virüsler gümüş iyonları na karşı bağışıklık geliştiremezler.
        3- ilaçlar gibi bakteri ve virüsleri baskı altında tutmaz, öldürür
        4- ilaçlar virüsleri öldüremez, gümüş iyonları öldürür.

        Gümüşün dezavantajları
        1- evde hazırlanan gümüş iyonlarının boyutları belirlenemez. boyutları belirlemek birçok filtre işleminden geçirilmesi gerekir. aksi taktirde vücudumuzda toksin madde birikimini arttırabilir.
        2- ppm değeri ölçmek zannedildiği gibi kolay değildir. ppm değeri ölçen çubuklar diye piyasada satılan ürünler aslında suyun ph derecesini ölçer buda evde üretilen gümüş suyunun ppm derecesi konusunda kullanıcıları ciddi oranda yanıltır.

        not: Gümüş suyu ciddi bir laboratuvar ortamında bilinçli ellerde hazırlanmalı. değerleri sağlıklı şekilde ölçülmelidir.

        ayrıntılı bilgi için
        http://www.gumusixir.com
        kursadbinici@gmail.com

      • Kürşat Binici dedi ki:

        evde yapılan kolloidal gümüşte kesinlikle ppm ve boyut garantisi yoktur. bu tür ticari ürünler maalesef insan sağlığını tehdit etmektedir. yani sizin tabirinizle yağmurdan kaçarken değil doluya fırtınaya yakalanmak gibi bir durum.
        bu alandan ihtisas yapmış ve ciddi yatırımlar içeren bir laboratuvara sahip kuruluşdan elde edebileceğiniz kolloidal gümüş sularını güvenle kullanabilirsiniz.
        İSO – Tarım ve köy işleri bakanlığı gibi belgelere sahip olan http://www.gumusixir.com olarak her konuda bizler ile iletişime geçebilirsiniz.
        Saygılarımızla

  9. Ayhan Dev. dedi ki:

    Keşke kaynak belirtseymişsiniz. Tam emin oldum gümüş suyunu tedavimde kullanayım derken , kafamı karıştırdı. Konuyla ilgili bir kaynak verirseniz çok sevinirim..

  10. peter dedi ki:

    hijyo wab in dedigine gore insandaki kotu bakterileri yok ediyor ama iyi bakterilere dokunmuyor,
    bu dogrumudur. bunu kutsal devrim secintiye soruyorum.cevaplayabilirmisiniz.

    • Kürşat Binici dedi ki:

      gümüş iyonları, bakteri ve virüsleri yok eder. yani tabiri caiz ise iyi hırsız kötü hırsız yoktur. hırsız hırsızdır. antibiyotik mantığı ile bakıldığında bakteri ve virüslerde aynı şekilde iyi kötü ayırmazlar.

      Gümüş iyonlarının avantajları
      1- gümüş iyonları ilaçlara göre çok daha hızlıdır.
      2- bakteri yada virüsler gümüş iyonları na karşı bağışıklık geliştiremezler.
      3- ilaçlar gibi bakteri ve virüsleri baskı altında tutmaz, öldürür
      4- ilaçlar virüsleri öldüremez, gümüş iyonları öldürür.

      Gümüşün dezavantajları
      1- evde hazırlanan gümüş iyonlarının boyutları belirlenemez. boyutları belirlemek birçok filtre işleminden geçirilmesi gerekir. aksi taktirde vücudumuzda toksin madde birikimini arttırabilir.
      2- ppm değeri ölçmek zannedildiği gibi kolay değildir. ppm değeri ölçen çubuklar diye piyasada satılan ürünler aslında suyun ph derecesini ölçer buda evde üretilen gümüş suyunun ppm derecesi konusunda kullanıcıları ciddi oranda yanıltır.

      not: Gümüş suyu ciddi bir laboratuvar ortamında bilinçli ellerde hazırlanmalı. değerleri sağlıklı şekilde ölçülmelidir.

      ayrıntılı bilgi için
      http://www.gumusixir.com
      kursadbinici@gmail.com

  11. kutsal devrim seçinti dedi ki:

    Sorulan bir soru üzerine yine buradayım. Gümüş, seçim yapmaksızın tüm bakterikeri öldürür. Faydalı-zararlı ayrımı yapmaz, yapamaz. Tüm antibiyotikler de böyledir. Mesela boğaz enfeksiyonu için aldığınız antibiyotikler kimi hastalarda ishal yapar. Çünkü barsaklarınızdaki faydalı bakterileri de öldürmüştür ki kendi ürettiğim nano gümüş ve kolloidal gümüş de bende aynısını yaptı. İş yoğunluğum nedeni ile bu sayfaya fazla giremiyorum. Lütfen gümüş ile ilgili her türlü sorunuzu bana devrimsecinti@yahoo.com adresinden sorunuz.

  12. leyla bilir.. dedi ki:

    Ne yalan bir yazı.. milletin işine gelmiyor gümüşün mikrop öldürdüğü ben bir yıldır evimde klodial gümüş yapıp içiyorum..Beden mikroptan arındığı içinde ,kendini kolayca tamir edebiliyor.. akrep sokmasından sivrisinek ısırığına kadar denedim.. ve sonuç gayet iyi.. ayrıca mantar ve diyer yazdığı şeyleri.ki onlar asitten oluşur mayalanma.. karbonat içerek düzeltiyorum.. üzerinede,http: bu sitedeki //alkalidiyet.com/ kitabını okuyup alkali beslendiğimde, sağlıklı bir yaşamla mutlu mutlu yaşıyorum..çocuklarım ve kediminde her türlü hastalıklarını bu yöntemle temizledim.. içmeye devam kimyasal ilaçlardan mümkün olduğu kadar uzak yaşamayıda bu şekilde öğrendim.. tabi insanların seçimlerine karışamayız.. sizin gümüşü kötülediğiniz gibi bende kimyasal ilaçları kötülemek istemiyorum.. Sağlıklı ve bilinçli yaşamak insanların hakkıdır.. Unutmayınki yanık ilaclarıda dahil bir çok ilaçda gümüş var.. bu bile sizin yalanınızı ortaya koyuyor..Not: gümüş vücutta birikmez bir hafta içinde vücuttan çıkar gider.. araştırın öyle yazın bari.. galiba siz gümüş üretip satıyorsunuzki,, böyle tehlikeli bir cümleyle insanların evlerinde gümüş yapmalarını engeliyecek sözcükler türetmişsiniz.. Amerikada ve avrupada herkes kendi evde türettiği , sadece suyu saf su olarak alın,, ütüsü veya akü suyu.. opet satıyor.. suyu kaynatın sıcakken gümüş çubukları videodaki gibi..uygulayın, suyun rengi sulu bal rengine geldimi.. tamamdır.. durdukça koyulaşıp gümüş rengine döner.. gümüş imalatçılarına sipariş verebilirsiniz.. 2o cm lik iki saf gümüş çubuklarınızı kolay gelsin..http://www.youtube.com/results?search_query=coladial+silver&oq=coladial+silver&gs_l=youtube.3…3218.23124.0.24761.19.19.0.0.0.0.194.2905.0j19.19.0…0.0…1ac.1.11.youtube.8NXSHtWLTGQ..

    Üşenmeden araştırırsanız ..konulararasında detaylı..hasas bir şekilde gümüş suyu yapma anlatılı.yor.:::https://www.facebook.com/pages/Kemal-Milar/175346669287746?fref=ts

  13. Halil ŞİKAR dedi ki:

    Kanser ilaçları mı pazarlıyorsunuz ? Veya O sektörün neresindesiniz ?

    • Krat BNC dedi ki:

      Pek birey anlamadm ama anladm kadar ile gm ktleyen bir makale gndermisiniz. 1940 ylndan beri sentetik ila firmalar zaten fazlasyla yapyor. fakat hibiri hala tezlerini spat edemedi. 50 yl daha gese spart edemezler. bakteri ve virs yok edebilen yan etkisi olmayan doal olan tek terkip gmsuyu dur

  14. Olcay Özcan dedi ki:

    Kaç yaşa kadar kullanım güvenceliği söz konusudur ?

  15. Rıza ŞAHİN dedi ki:

    o degilde çevremde kulananlar var toplamda bende 2 litre kadar içmişligimde var içtigim dönemde kendi iyi hisediyordum yapam ve içen arkadaşlarsa senelerdir içiyorlar hemde çılgınlar gibi🙂 ama böyle bişey hiç olmadı gümüşün medikal olarak toz halinde saf alınması gerikmektedir aksi taktirde alınan takıları kulanmaya çalışırsanız içindeki katkılar belki sebeb olmuştur dicem yada gene kral suyu olan ve kırmızı renkte görünümü olan altından yapılan kral suyunu altını çözmek için kimyasal kulanılır öyle önüne gelen trışkadan mazemeler alıp ben yaparım dediyse ondaki altını aşındırmak için kulanılan malzemelerden ola bilir digerile yani gümüşle olcanı hiç sanmıyorum elektirk artı medikal gümüş kulanılıyor bunu hem kulandım hemde cevremde bunu yıllardır kulalanıp hala dıktır yüzü görmeyen kişeler var

  16. neeeees dedi ki:

    Merhaba ben 5 bucuk sene yatalak kaldım tam bir teşhis konulmadi aslında hicbir teshis konulmadı. Cok bitkisel caylar, bitkisel kürler, ve cok ünlü bitkisel kapsüllerden bile kullandım (dr.ların tavsiyesiyle kapsüller). Bir site de gümüş suyunu okudum araştırdım bayagı uUn bir makale okudum ve mantıklı geldi bana.. hatta o sıra “resident evil” filmini duymusunuzdur. Tüm dünyada virüslü insanlar vardı ve orda o virüslü insanlara gümüş kurşunla öldürüyorlardı. Ve o zaman gerçektende gümüşün gizlenen antibiyotik olabilecegini düşündüm. Hatta vampir filmlerinde de yine gümüş kurşun, gümüş kılıç ve sarımsak kullaniyorlardı. Sarimsak gerçekten antibiyotik değerindeyse o zaman gümüş de… ve bir şişe alıp denemekten zarar çıkmaz dedim kullanırken 10 gün icinde bir kac adım attım mucizeydi.. yeminederim ben yemek yiyemiyor(sondayla besleniyordum), yürüyemiyor, konuşamiyor sadece sol elimle telefona yazarak anlaşıyordum yada göz kırpıyordum. Tabiki hastane tedavilerimi aksatmadım. %50 hastane ise %50 de sayesinde tekrar yeminederim ki şuanda tabiki dört dörtluk degilim ama heryere kendim gidiyorum, konusabiliyorum, yiyebiliyorum , iki elimi de çok rahat kullanıyorum yanı ben kendimi mucize olarak görüyorum. Çünkü bircok kez ölümle burun buruna kaldıgım zamanlar yaşadım. YÜCE RABBİMİZ ben dert veririm dermanıda veririm ara bul. Kansere iyi gelir demiyorum ama bana çok iyi geldiğini söyleyebilirim. TEŞEKKÜRLER…

    • neeeees dedi ki:

      Hee şunuda söyleyim suanda gümüs suyu kullanmıyorum haklısınız sununda farkındayım ne fazla alırsan o şifa yerine hastalık olur… 2 bucuk senede suanki halime geldim. İlk başlarda 2 ayda bir şişe aldım sonra 4 -5 ayda bir nerdeyse 8 aydırda kullanmadım. :))) tekrar tesekkürler.

  17. Yatacak Yeriniz Yok dedi ki:

    Milletin evinde yapabileceği işleri bile parayla satmak ya da ilaç firmalarının kölesi olduğunuz için milleti korkutmaktan başka bir işe yaramıyorsunuz. aynı toprağın adamıyız be. elin gavuru bile birbirine nasıl destek oluyor. Hastalıktan kıvranan bu kadar insanın sırtından para kazanmak için o kadar oyuna ne gerek var? illa para kazanacaksanız 99.99 saflıkta gümüş çubuk ve diğer techizatı da siz satın.biz de onları sizden alır gerisini de hallederiz zaten. helalinden para kazanır, saygı görürsünüz. ama yok biz milleti korkutup paralarını sömürürüz diyorsanız, emdiğiniz sütü de sorgulayın derim ben.

    • kursadbinici dedi ki:

      Peki evde üretmek meselesinde ciddi isenniz eğer, tam streil dış ortamdan kesinlikle etkilenmeyen, çok sağlam yalıtımlı bir oda kurmanız gerekmektedir. ortamala maliyeti 25-30 bin tl kadar. içeride kesinlile düzenli bir elektrik akımına ihtiyacınız var. dalgalı frekans olmamalı. bunun için 4 bin tl lik bir regulatör basit üretim için işinizi görebilr. duvardan geçen elektirk kablolarının yaydığı dalga oda içine yayılmamalıdır. ayrıca bir yalıtım da duvarlara gerekli olacak 6-7 bin tl kadar bir harcama yeterli olur.

      Şimdi oratmı hazırladıktan sonra gelelim üretim şekline.
      Isıtma, elektroliz, lazer. bu üç yöntemden hangisini kullanacağınızı daha önemlisi hangi raharsızlık için kullanacağınızı iyi bilmelisiniz.
      çünki üç yöntem de farklı rahatsızlıklara hitap eder.
      benim önerim lazer yöntemi. çok daha temiz ve daha sağlıklı sonuç veriyor.
      bu cihazın bedeli 30 bin euro kadar.

      Filitreler Fransa’dan geliyor. ortalama 100 kullanımlık yani 100 litre. En az 4 tane almalısınız.
      Tanesi 29 euro + nakliye + sigorta

      neyse fazla uzatmıcam. sonuçta tüm harcamaları yaptıktan sonra ütretim aşağı yukarı 9 saat sürmekte. testler ile birlikte 10-12 saate kadar uzamakta. (eğerr testlerde sonuç olumsuz ise tekrar başa sarmalı bu arada üretileni imha etmek zorundasınız. )

      bu üretim şekli için olumlu düşünüyorsanız bana bildirin ben size yardımcı olurum.

      • Kutsal Devrim Seçinti dedi ki:

        Kürsat bey, bu tür platformlarda tartışmayı sevmem. Ama size cevap hakkım doğduğunu görüyorum. Öncelikle belirteyim beyin cerrahisi uzmanıyım ve 1999 yılından beri kolloidal gümüş yapıyorum. Yani muhtemelen henüz hiç bir firma bu ülkede bu ürünü satmıyorkenden beri. Ticari kaygılarınız olabilir, bunu anlayabilirim. Ama lütfen yaptığınız işi süsleyip uzay teknolojisi gibi pazarlamaktan vazgeçin artık. İçine koyduğunuz tüm mikropları öldüren bir üründen bahsediyoruz, yola çıktığınız su steril olsa ne yazar olmasa ne yazar. O bahsettiğiniz filtrelerinse sadece işin makyajı olduğunu kabul edin. Büyük boyutlu gümüş parçacıklarını tutması için kullandığınızı düşünüyorum. Mantıklı bir yaklaşım ve evet urün kalitesini artırır. Ama şart değildir. Sizin 100 tl ye sattığınız ve filtrelenmis, gerekmediği halde steril edilmiş urünü ben bedavaya yapıyorum. Ha bir de, şu kanserli hastalara reçete düzenliyorsunuz ya, inanın deli oluyorum. Sizin recete yazdığınız hastalardan bir kismı bana e posta ile danıştığı icin olaydan haberdarım. Şikayet etseler ceza alırsınız. Kansere faydalı olduğu ile ilgili net ve somut kanıtlar henüz yokken garip internet söylemlerini, firma gudümlü yazıları delil olarak sunmanız da icler acısı. Ben uzun yıllardır beyin tümörlerindeki etkisini araştıriyorum, umut verici çalışmalar yok değil, ama ispat asaması tamamlanmamış. Ben hekimken kanserde tavsiye edemiyorum, siz edebiliyorsunuz. Haaa ben kim miyim. Yazın adımı google’a görün. Gümüs konusunda 5 makale, 1 tez, bir patente sahip kendi halinde bir doktorum. Gümüs suyundan para kazanmıyorum ve soran herkese nasıl yapacaklarını anlatıyorum.
        Simdilik sağlıcakla kalın. Özelden yazmak isterseniz devrimsecinti@yahoo.com.
        Beklerim.

  18. Hakan Yildiz dedi ki:

    Öncelikle verdiğiniz kaynak linki çalışmıyor.
    Ayrıca çalışmış olsa bile bir anlam taşımaz. Çünkü hiç bir belge göstermeden, açıklama yapmadan direkt karalama kampanyasına girişmişsiniz. Benim anladığım o ki; ya doktorsunuz, ya da ilaç şirketleri adına çalışan biri. Ama her halükarda bilgisiz olduğunuz bir gerçek.

    Size tavsiyem şudur;
    Bir fikrin tersini iddia edecekseniz, öncelikle o fikri iyi bilmeniz gerekir. Aksi takdirde ciddiye alınmazsınız. Ancak yazdığınız bu yazıyı okuyan ama alttaki yorumları okumayaman milyonlarca insan varken yine de başarılı olmuş sayabilirsniz kendinizi.

    Onun dışında söylenecek çok şey var. Lâkin başka arkadaşlar söylenmesi gereken bir çok şeyi yazmış zaten. Aynı şeyleri tekrar etmek istemem. Sadece şunu önemle belirtmek isterim: Kolloidal gümüş yapımı internette tarif edildiği kadar kolay bir terkip değildir. Sakın ola kuyumcudan gümüş alıp, eczaneden de saf su alıp bu işe girişmeyin. Bu bir zarar verecekse öyle iki günde ortaya çıkmaz. Bugün güneş altında kalsanız yıllar sonra cilt kansesi olduğunuzu öğrenirsiniz. Hiç bir gümüş suyu üreticisi bu işin gerçekten nasıl yapıldığını açıklamaz. Açıklasa bile hatırı sayılır bir yatırım yapmanız gerekir. Yani bahsettiğim techizat 2 adet 9 voltluk pil ve kablodan ibaret değildir. Eczaneden alacağınız saf su 0 numara saf değildir. Ve bu iş için sertifikalı %99.9 luk saf gümüş kullanılır. Bu gümüşler bu iş için üretilir. Kuyumcudan alacağınız gümüş ile olmaz o iş.

  19. orhan dedi ki:

    lütfen birileri, güvenilir gümüş suyunu nereden alabilileceğimi bana söylesin.

    • kutsal devrim seçinti dedi ki:

      Uzun bir aradan sonra yine merhaba. Kendimi cevap vermek durumunda hissettiğim bir soru için buradayım. Gümüş suyunun (ki ben kolloidal gümüş denilmesinden yanayım) güvenlisi ya da güvensizi diye bir şey yok. Siz bakmayın firmaların kendilerini övüp rakiplerini yeren sözlerine. aslında şu çok takıldığınız ppm konusu var ya, onu da es geçin bi zahmet lütfen. Gümüşün güvenlik sınırı ağız yolu ile alınmak şartı ile çok geniştir. Aylar boyu ve günde 500-1000 ml gibi abartılı miktarlarda kullanmayın yeter. İsteyen herkes evinde yapabilir. Para vermenize de gerek yok. İsteyene öğretebilirim. Ama lütfen kanser için kullanma hevesinizden vazgeçin.

      • kursadbinici dedi ki:

        Kanser oksijeni solunum yapar. Doğru mu?
        Gümüş yüksek oranda oksijen taşıyıcısıdır. Doğru mu?
        Oksijeni solunum yapan bir Hücreyi, oksijen öldürmek mi?

      • kursadbinici dedi ki:

        Kanser oksijensiz solunum yapar. Doğru mu?
        Gümüş yüksek oranda oksijen taşıyıcısıdır. Doğru mu?
        Oksijensiz solunum yapan bir Hücreyi, oksijen öldürmez mi?

      • Kutsal Devrim Seçinti dedi ki:

        Kürşat Bey, kanserin oksijensiz solunum yapması ile oksijen taşıyan bir maddenin kanseri öldürmesi arasında kurmuş olduğunuz ilişkiyi talihsizlik olarak yorumlamak istiyorum. diğer taraftan, neden bana e posta ile dönmediğinizi de merak ediyorum. keşke iddialarınızı buradan değil, bana özelden yazsanız da ben de size vereceğim cevapların sivri köşelerini törpülemek zorunda kalmasam. sanırım beni anladınız. e postanızı sabırsızlıkla bekliyorum.

      • kursadbinici dedi ki:

        Talihsizlik dedigin nokta nerede?
        Açıkla.
        Kanserin türlerine göre hangisine ne kullanmamız gerektiğini de açıkla.
        Aksi taktirde sadece sabite etmek için burada oldugun dusuncesine kapilacagim.
        Neden özelden yazismayi tercih ediyorsun.
        İnsanlar ogrensinler gerçeği .
        Eğer insan isterse bireysel olarak uçak dahi yapabilir.
        Doğru yöntemi bildikten sonra.
        Siz kağıttan uçak yapmayı bulabilirsiniz.
        Biz gerçek uçak yapıyoruz.
        Sizinle aramızda ki fark bu.
        1999 dan beri urettiginizi beyan etmissiniz.
        Su şirket bilgilerinizi ogrenebilirmiyim. Kuruluş tarihini ticaret odasından araştırmak isterim.
        Bu arada ticari kaygimiz olduğundan bahsedilmiş.
        1984 kuruluslu firmam otomotiv inşaat turizm elektronik ve gıda üzerine faaliyet göstermektedir.
        Ticari kaygimiz “0′ sıfır dır.
        Bekliyorum sizi.

  20. Tamer Öztürk dedi ki:

    Bu, altı doldurulamaz bilgilerle yazılmış bir yazı. Çok yüzeysel geçilmiş. Sadece karalama amaçlı görünüyor. Ben de gümüş suyu kullanıcısıyım. Etkilerini söyleyeyim mi? Temel etkileri:
    Zihinsel dikkat ve kabiliyet artışı
    Vücuttaki atıklardan arınma (detox)
    Güçlü bir bağışıklık sistemi

    Bırakın şimdi sentetik ilaçların reklamını yapmayı. Ecza enstitüsü fena sıçtı. İnsanlar bilinçleniyor.

  21. mehmetr dedi ki:

    Peki İsrail’de kanser nasıl tedavi edilir?

    Cevabı çok basit, yıllardır alternatif tıbbın ve meslek ahlakı olan doktorların savunduğu fakat ciddiye alınmayan yöntemler ile tedavi ediliyor. Bunlardan birkaçı:

    – Bitkisel kürler ve kolloidial gümüş suyu ile vücudun zehirlerden tamamen arındırılması (detoksifikasyon)

    – Sağlıklı beslenme (hayvansal gıdalar olmaksızın bazik besinler diyeti)

    – Bioenerji tedavisi ile vücudun titreşim ve elektromanyetik akımı dengelenerek ruh ve beden sağlığının onarılması.

    Bizler ise önce kendimizi ilaç lobisinin mezbasına teslim edip, kemo/ışın terapileri gibi yıllardır tartışılan ve bugüne kadar kanser hastalığına olan faydası ispatlanamayan, kaş alırken göz oyan, dehşet tedavi yöntemleri ile bedenimiz çürümek üzereyken kısacası çaresiz kaldıktan sonra bu tür yöntemlere başvuruyoruz.

    Geç kaldıktan sonra da alternatif tıpta ki bedene zarar vermeyen, zehirlemeyen ve bedeni onaran gerçek tedavi yöntemleri “işe yaramadı” olarak kayıtlara geçiyor. Bu durum ilaç lobisinin işine geliyor ve üzerine bilinçli eklenen çeşitli karalama kampanyaları ile kanseri iyileştiren birçok etkili yöntem arka plana itiliyor.

    İsrail’in tedavi konsepti bizlerde neden uygulanmıyor?

    Bu sorunun cevabı geleneksel tıbbın, ilaç lobisinin ve dünya politikasının şiddetli bir inatla kemoterapi + radyo + ışın terapi + cerrahi uygulamalar + morfin gibi başarısızlığı apaçık ortada olan yöntemleri, dünyadaki Yahudi olmayan nüfusa zorla dayatmasıdır. Sebepler yeterince açık, ilaç lobisinin geleneksel fakat etkisiz tedavi yöntemleri tüm zamanların en devasa ticaret kaynağıdır. Zararsız, etkili ve bütüncül onarıcı tedavilere karşı olan ilgisizliğin ana sebebi bu devasa ticarettir. Çünkü kalıcı ve ilaç lobisine bağımlı hastalıklar olmazsa, bu devasa ticaret yok olur!

    Teknoloji ve tıbbın neredeyse ışık hızıyla ilerleyip paralel olarak gökten düşer gibi her yıl 20.000’den fazla yeni ve tedavisi bulunamayan hastalıkların çıkması, bizleri artık düşündürmeye ve gözlerimizi açmaya teşvik etmelidir. Kanser hastalığının, geleneksel tedavi yöntemlerdeki başarı istatistikleri ilk bakışta iç açıcı bir izlenim yaratıyor.

    Çeşitli tanımlar ve kriterler kullanılarak belirlenen bu istatikselleri, yakından analiz edip mercek altına aldığımızda bakın nelerle karşılaşıyoruz: Çeşitli terimler yeniden tanımlanarak aldatıcı bilgilerle, insanların bazı tanımları “iyileşme” yada “başarılı tedavi edildi” olarak algılamasına yol açıyor.

    İlk olarak “iyileşme“ yada “ kansersiz“ tanımı istatistiklerde şu şekilde yazılarak yeniden tanımlanıyor: “ Kanser teşhisinden sonra 5 yıl yaşadı “. Fakat bu durumda hasta 5 yıl içerisinde yine de kanser olabilir. Hastalara kanser tedavisinin sözde başarısını sunan bu tür istatistiklerde, hastanın kaç yıl yaşadığından ziyade, tedavinin gerçek başarısını tespit etmek için “kaç yıl kansersiz“ kaldığını bilmesi son derece önemli bir unsur değil midir?

    Gelelim daha da kritik bir noktaya! Hasta bahis edilen 5 yıldan sonra tekrar kanser olursa, hatta ölürse, istatistiklere yine de: “tamamen tedavi edildi ve tamamen iyileşti “ olarak kayıtlara geçiyor! Son derece zeki kelime oyunları ile bu tedavilerin sözde başarı oranı bu şekilde insanlara aktarılıyor. Başlangıç noktasında olan kanser hastalıkları, hayati tehlikesi olmayan kanser hastalıkları, dolayısı ile tedavisi zaten kolay olan kanser hastalıkları, bu istatistiklere ilk olarak kayıt edilen vakalardır. İleri seviyede kanser olup erken ölen vakalar hiç bir şekilde istatistiklerde kayıda geçmiyor. 1997 de alınan yeni bir kararla, kemo terapiden kaynaklanan ölümlerin, istatistiklere organ / kalp yetmezliği sonucu oluşan ölüm olarak kayıtlara geçiyor. Bu sinsi manipülasyon kemo, ışın, radyo terapi gibi geleneksel ve zararlı yöntemlerle kanser vakalarının başarısız tedavi edilmesi sonucu oluşan ölüm sayısını kamufle etmek amaçlıdır!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s