Yapay fotosentez yaparak elektrik enerjisi üretecekler

Bitkilerin güneş ışınlarını büyümek için nasıl enerjiye çevirdiği güneş enerjisi üzerine yapılan araştırmalar arasında bu günlerde çok popüler.

Massachusetts Institute of Technology’de çalışan araştırmacıları “yapay güneş yaprağı” (artificial solar leaf) adını verdikleri silikon bir güneş pili icat ettiler. Bu güneş pilinde birbirine bağlanan katalitik materyeller su molekülünü oksijene ve hidrojene ayrıştırabiliyor. Dünyanın farklı ülkelerinden gelen bir grup bilim adamı doğal fotosentezin taklit edilerek ve küçük moleküler devreler kullanılarak çok daha fazla güneş enerjisi elde edilebileceğini ve güneş enerjisinin daha kolay bir şekilde nakledilebileceğini söylüyor.

Doğal fotosentezin güneş enerjisi elde etmekteki işlevine ait teori Graham Fleming, Gregory Scholes, Alexandra Olaya-Castro ve Rienk van Grondelle tarafından ortaya atıldı. Araştırmacılar NatureChemistry adlı dergide “Güneş enerjisi sağlamaya dair doğadan dersler” (Lessons from nature about solar light harvesting) adlı bir makale yayınladı.

Araştırmacılar bitkilerdeki anten komplekslerinin güneş ışığını yakaladığını ve “reaksiyon merkezlerine” yollayarak enerjiyi yararlı kılacak gerekli olan bir kimyasal olayı gerçekleştirdiğini söylüyor. Fleming, bu modele dayanan insan yapımı sistemleri icat etmek için bir çok zorluğun alt edilmesi gerektiğini ve yapay fotosentez sistemleri yapmak üzere etkili bir anten biriminin sentezi ve tasarımı için anlaşılır bir çevçevenin olduğunu söylüyor.

Olaya-Castro, yaprakların zararlı olabilecek enerjiden kendileri için gerekli enerjiyi ayrıştırmadaki olağanüstü yeteneğinin asıl düşünülmesi gereken kilit unsur olduğunu söylüyor. Castro “Parlak güneşli bir günde, saniyede 100 milyondan fazla kırmızı ve mavi renkli foton bir yaprağa çarpıyor. Bu koşullar altında bitkilerin gelişmek ve ayrıca zararlı olabilecek enerjiden kurtulmak için enerjiye ihtiyaçları vardır. Doğal ışık sağlama sistemlerinde enerjiyi çabucak ve düzenli bir şekilde transfer etmek iki kilit özelliktir” diyerek bu özelliğin önemini açıklıyor.

Toronto Schools ise moleküler devrenin neden dikkate değer ölçüde çetrefil olduğunu düşündüklerini şu şekilde açıklıyor:

“Moleküler devre bir bilgisayar işlemcisinin en ince elektrik kablosundan 10 kat daha incedir. Bu enerji devreleri insan yapımı pigmentler tarafından yakalanan ham güneş enerjisini kontrol edebiliyor, düzenleyebiliyor, yönlendirebiliyor ve gücünü artırabiliyor. Bu sayede değerli enerji kaybı kullanılmadan önce engellenmiş oluyor.”

About mehmetarikan70

İyi bir baba, aile reisi, ekonomist, yazılımcı olmaya çalışan, ideal dünyanın ideal insanda olacağına inanan...
Bu yazı Rüzgar Enerjisi - Rüzgar Türbini içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s